Şeytan sorfasI ve adalar

Şeytan Sofrası, Ayvalık ilçe merkezinin 8 km güneyinde bulunan hakim büyük kayalık tepelerin üzerindedir. Mevkiden tüm Ayvalık Adaları ve Midilli Adası’nın manzarası gözükmektedir. Üzerinde Şeytan’ın ayak izi bulunduğuna inanılan, halkın madeni para atarak dilek dilediği eski bir lav birikintisidir. Sönmüş bir volkandan arda kalan lav birikintileriyle oluşmuş tepe, yuvarlak sofra biçimini andırır. Demir kafes içine alınan ayak izine benzeyen şekil turistlerin özellikle uğradığı yerlerden biridir.Ayrıca gün batımını seyretmek içinde gidilir.

KUŞ CENNETİ

Kış mevsiminin sonlarına doğru Kuş Gölü'nün suları yükselmeye başlar ve kuzeybatı kıyısındaki, küçük söğüt korusunu ve etrafındaki sazlıkları kaplar. Kışın bahara döndüğü günlerde soğuk devreleri güney ülkelerinde geçiren göçmen kuşlar yuva kuracak yer olarak sessizlik içindeki Kuşcenneti Milli Park'ını seçerler. Yuvalarında yumurtlar, kuluçkaya yatarlar. Yavrular gözlerini burada açarlar, beslenir, büyür, serpilir ve gelecek yıl yine gelmek üzere uzaklara uçarlar. Göl suları, söğüt korusu ve sazlıkların sağladığı beslenme, güvenlik ve barınma olanakları ile elverişli iklim şartları, Avrupa-Asya kıtaları arasında büyük kuş göçlerini bu küçük (64 Ha) yurt köşesine yönelterek, yörenin memleketler arası ün kazanmasına neden olmaktadır. Kaşıkçıdan balıkçılara, çeltikçiden, karabataklara, saz bülbülünden pelikanlara, kuğudan kazlara, ördeklere kadar kuluçka yapan, kışlayan ve göç sırasında uğrayan 239 kuş türünden 2-3 milyon kuş her yıl buraya uğramaktadır.

KAZDAĞI MİLLİ PARKI

Kazdağı tarih öncesi yıllarda da çeşitli medeniyetleri barındırmış muhtelif tarihlerde kentler, kasabalar kurulmuş ve yıkılmıştır. Bilinen tarihi MÖ 2000 yıllarında başlar. Bu tarihlerde Thebe şehri, Lyrnessos şehri, Khrysa şehri, Killa Şehri, Anderia şehri, Antandros şehri, Adramytteion şehri, Astrya şehri, Gargara şehri gibi şehirler kurulmuş bunlardan bir çoğuda Truva savaşları sırasında yok edilmişlerdir. Homeros İlyada’sında İda Dağı (Kazdağı) için "Bol pınarlı vahşi hayvanlar anası" diye bahsetmektedir. Kazdağı’nın her yerinden kaynaklar çıkmaktadır. 1500 m. rakımda dahi yaz kış suyu olan kaynaklar mevcuttur. Edremit, Akçay ve Altınoluk’ un buz gibi soğuk ve bol içme ve kullanma suyu Kazdağı’nın eriyen kar sularıdır. Kazdağları’ndan gelen orman havası ile denizin iyotlu ve oksijen miktarı yüksek havası birleşince Altınoluk Şahin Deresi Boğazı civarı oksijen çadırı şeklinde ifade edilmektedir.

HASAN BOĞULDU (SÜTÜVEN ŞELALESİ)

Edremit Akçay kara yolundan 2 km. içeride bulunan Zeytinli Beldesi sınırları içindedir. Kazdağı’nın eteklerinde bulunan bu şirin piknik alanına Beyoba Köyü’nden geçerek ulaşabilirsiniz. Zeytin ve zeytinyağı ile ünlü belde ve çevresinin doğa tutkunları için uygun mekanlar oluşturduğunu fark edeceksiniz. Rakımı 798 metredir.

DeĞİrmen BoĞazI TABİAT PARKI

Değirmen Boğazı Tabiat Parkı; piknik alanı (toplam alanı) 250 hektar olan sahada kır gazinosu, büfe, çocuk oyun alanları, basketbol sahası ve otopark bulunmakta ve hafta sonları yerli halka hizmet eden sakin, temiz bir havaya sahip mesire yeridir. Piknik alanı çam, servi, söğüt, gibi 52 tür ağacı bünyesinde bulundurmaktadır.

Antandros ANTİK KENTİ

M.Ö. 10.yy’da kurulduğu düşünülmekle birlikte, çok yakınında bulunan Assos’un M.Ö. 2 bin yıllarına kadar inen tarihinden Antandros’un da bu tarihlerde iskan görmüş olması mümkün görülmektedir. Antik yazar Strabon, Leleg kavminin Bababurnu’ndan (Lekton) İda Dağı'na kadar olan bölgede yerleştiklerini belirtmektedir. Önce Thrakialı Mysialılar’ın yerleştiği bilinen bölge, M.Ö. 7. yy’da Limni üzerinden gelen Aioller tarafından iskan edilmiştir. Pelasgların da bu tarihlerde Antandros’a yerleştikleri antik kaynaklardan anlaşılmaktadır. Antandros’un bir Pelasg kenti olduğunu, tarihteki Batı Anadolu İsyanı’ndan (M.Ö. 499-494) sonra Pers Kralı Dareios’un komutanı Otoneis’in Antandros’u zapt ettiğini ve Kserkeses ordusunun Yunan seferine giderken kentin yanından geçtiğini Heredot’ tan öğrenmekteyiz. Anadolu’ da araştırmalar yapan Henri Kiepert kitabında Antandros’ un akropolünün Altınoluk - Avcılar arasında Yarmataş olarak bilinen 215 m. rakımlı tepede bulunduğunu ve kentin doğuya doğru yayıldığını ifade etmektedir. Kentin nekrolpolü ise Yarmataş Tepesi’nin 2 km. daha batısında yer almaktadır. Nekropol alanı inşai faaliyetler sırasında ortaya çıkmış ve 1989-1996 yılları arasında kurtarma kazıları yapılmıştır.

Daskyleoin ANTİK KENTİ

Bandırma’ nın 30 km. güneyinde herkes tarafından bilinen Kuş Cennetine çok yakın Ergili Köyü' nün 2 km. doğusunda Kuş Gölü' nün güney-doğu ucunda yer alıyor. M.Ö. 7.yy.' da Daskylos adıyla bilinen ünlü Lydia Kralı’ nın Sardis’ ten hanedan kavgaları nedeniyle buraya gelmesiyle kent Daskyleion adını almıştır. Daskyleion’ da doğan oğlu Gyges daha sonra Lydia’ ya geri çağrılıyor. Gyges Lydia’ ya kral olduktan sonra şehre Daskyleion deniliyor. Çünkü Daskyleion “Daskylos’ un yeri anlamındadır. Bu ismi M.Ö.650 yıllarında almıştır. Daskyleion’ da Troya gibi erken dönem yerleşimlerinin olduğu kenttir.

Kyzikos ANTİK KENTİ

Kyzikos, Kapıdağ eteklerinde Bandırma- Erdek kara yolunun geçtiği yerde kurulmuştur. Yöre tarihi, Kurt Bittel tarafından yapılan araştırmalar sonucunda Neolitik (M.Ö. 6. bin) ve Kalkolitik (M.Ö. 5. bin) Dönem’ e kadar inmektedir. Mysia’daki Olympos (Uludağ) yamaçlarında yerleşmiş olan, daha sonra Aisepos Ovası’na inen veya Thessalia’ dan bu yöreye (Aisepos / Gönen- Kocaçay ile Rindkos /Mustafa Kemal Paşa-Atranos Çayı arasına) yerleşmiş olan Dolionlar, Kyzikos’ da yaşayan en eski kavimdir. Bu nedenle bu bölge aynı zamanda Dolionia veya Dolionis diye adlandırılır.

TAŞLI MANASTIR

 

Çamlık Koyu'nun sonunda, Şeytan Sofrası’nın eteklerinde ve yarımadanın ucunda yer alan Tımarhane Adası yalnızca adıyla değil, tepede bulunan ilginç yapılı kayalarıyla da dikkati çekmektedir. Girintili, çıkıntılı ve hemen dibindeki manastırın etrafını saran kayalar, rüzgarda uğultu ve sesler çıkarması ile ilgi çekmektedir. Adada eskiden yaşayan Rumların "Agia Paraskevi" ismini verdikleri Çamlık Koyu'ndaki Sarımsak Yarımadasının devamı olan Tımarhane Adası' na, Türkler "Taşlı Manastır" da demişlerdir. Günümüzden 70 yıl öncesine kadar psikoterapi merkezi ve çiftlik binalarının da bulunduğu Tımarhane Adası, Cunda Adası' na giden turistlerin mutlaka uğramaları gereken bir doğa harikası.

Adramytteion ANTİK KENTİ

,

 

Adrmytteion Antik Kenti bölgesindeki 1950 ve 1960’larda konut yapımı sebebiyle oluşan yıkıma karşın hakkında erken bilgi sahibi olunan bölgenin önemli antik şehirlerinden biridir. Antik çağ tarihçilerinden özellikle Strabon, sonrasında Heredot ve Stephanos Byzantinos’un eserlerinde görkemli yerleşimleri bahis konusu edilen bölgede odak noktasını Adramytteion şehri oluşturuyordu. Bugünkü Ören bölgesinde kurulu olan eski şehrin önemli bir liman şehri olduğu antik çağ tarihçileri tarafından vurgulanmaktadır. Şehrin kuruluş tarihi ile ilgili çeşitli antik bilgiler ve savlar vardır. Adramytteion’un Lidya döneminde, M.Ö. 6’ınca yüzyılda Lydia kralı Alyates’in oğlu Adramys tarafından kurulduğu tezi olduğu gibi, şehrin bölgede Lidya döneminden yaklaşık bin yıl önce yaşamış Anadolu halklarından Luwi’ler tarafından kurulduğu ve isminin “Adra-Mudra” olduğu tezi de ileri sürülmektedir.

KİRAZLI MANASTIRI

Antik dönemde Didumus Dağı olarak bilinen dağın eteğinde manastır, kilise ve yapı gruplarından oluşan bir komplekstir. Duvar tekniğine göre; 19. yüzyılda Rumların kullandığı bir dini anıt yapı olduğu anlaşılmaktadır. Mevcut temellerden ve duvar kalıntılarından bodrum üzerine 2 katlı olduğu görülmektedir. Bugün mevcut olan kilisenin, güney duvarı ile absis duvarının bir kısmı ayakta ve yüzeyde bulunmaktadır. Ormanlı Köyü Manastır Kalıntısı, Ballıpınar Köyü Kilise Kalıntısı, Karşıyaka Beldesi Kilise Kalıntıları da bulunmaktadır.

ZaĞnos PaŞa Camİsİ ve KÜllİyesİ

Kentin merkezinde, Mustafa Fakıh Mahallesi’nde, çarşı içerisinde yer alır. Cami, türbe ve hamamdan oluşan bir külliye durumundadır. Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Zağnos Mehmed Paşa tarafından 1461’de yaptırılmıştır. Külliyeden sadece hamam orijinal durumunda günümüze gelebilmiştir. 1897 yılında yıkılan cami ve türbe 1908’de Balıkesir Mutasarrıfı Ömer Ali Bey tarafından yeniden yaptırılmıştır. Balıkesir’in en büyük camisi olup, kare planlıdır. Düzgün yontma taş ve kesme taştan yapılmıştır. Ortada dört ayak üzerine oturtulmuş merkezi bir kubbe etrafında dört adet köşe kubbesi ve aralarında yarım daire tonozlar yerleştirilerek yapılmıştır. Caminin son cemaat yeri yoktur. İç bölüme kuzey, doğu ve batıdaki çift kanatlı ahşap kapılarla girilir. Üç yanda da kapıların önünde dört köşeli mermer sütunların taşıdığı, ahşap tavanlı, kurşun kaplı, eğimli bir çatı ile örtülü sundurmalar yer almaktadır. Caminin ahşap kadınlar mahfili, kuzey koridoru boyunca uzanır. Ahşap yivli altı sütuna oturan mahfil, kafeslidir. Giriş kapısı dışarıdadır.

AyIŞIĞI MANASTIRI

Alibey (Cunda) Adasının kuzey yönündeki Pateriça yarımadasının en uç noktasında yer alan Ayışığı Manastırı, dik bir tepenin (299 rakım) denizle birleştiği noktada yer almaktadır. Ayışığı Manastırının inşa tarihi kesin olarak bilinmemektedir. (1771 ve 1795 tarihlerinin iki taş üzerinde yazılı olduğu söylenmektedir. Fakat Ayvalık halkının 1771 tarihinde şehirden çok uzak olan bu manastırı inşa edebilecek gelişmişlikte olmadığı göz önünde tutulduğunda bu tarih pek gerçekçi görünmemektedir. 1795 tarihi daha olası gelmektedir. Zeytin tevziatı yapıldığı dönemde, Katerinli Fahrettin Bey’e verilen zeytinliklerin sınırları içerisinde olması, kapalı tutularak yazlık olarak kullanılması ve bakım görmesi manastırın ayakta kalmasını sağlamıştır.

AyAZMA KİLİSESİ

Kemal Paşa Mahallesinde binalar arasında kaybolmuş olan Ayazma kilisesi içindeki su kutsal kabul edildiğinden Ayazma Kilisesi ya da Faneromeni Kilisesi diye adlandırılmaktadır. Adının karşılığı “kutsal su” anlamına gelmektedir. Ayazma Kilisesi'nin girişindeki alınlıkta 1890 yazmaktadır. Ayvalık’ın geç dönem yapısıdır. Kilise bu tarihte yapılmıştır. Düz bir zemin üzerinde yer alan kilise ızgara planlı doku özelliği taşımaktadır. Kilisenin toplam arsa alanı 200 m², inşa alanı ise 150 m² dir. Kilisenin dıştan boyu 17.40 m. eni ise 8.60 metredir. Kilisenin yüksekliği ise 12 metredir. Diğer kiliselerden farklı olarak dini kaygılar göz önüne alınmadan kuzeydoğu– Güneybatı yönünde inşa edilmiştir. Ayrıca kilisenin apsisi bulunmamaktadır.

Aya Nikola (Taksiyarhis) Kilisesi

Taksiyarhis Kilisesi, “Kubbeli Bazilikal Plan” tipine uygun olarak inşa edilmiştir. Bu plan tipi Bizans mimarisi’nde toplantı ve mahkeme salonlarında sıkça uygulanan bir mimari plan tarzıydı. Adanın metropol kilisesi 1873 yılına tarihlenmektedir. Taksiyarhis Kilisesi avlusuna iki sütunla taşınan üçgen alınlıklı anıtsal bir giriş kapısından girilmektedir. Bazilika şeklindeki kilise, dikdörtgen planlı uzun bir yapıdır. Doğu cephesinde yarım yuvarlak bir şekilde dışarı taşmış bir ana “apsis” bulunmaktadır. Taksiyarhis Kilisenin ana mekanı dörder taşıyıcı sütunla üç nefe ayrılmıştır. Sütunlar kemerlerle birbirine bağlıdır. Kilisenin üç nefli naos (ana mekân) planı batı yönündeki “narteks” ile sınırlandırılmıştır. Kilisenin giriş kapısı bu narteks üzerindedir. Kilise duvarları, kaba yonu taştan yığma tekniği ile inşa edilmiştir. Merdivenler ve pencere kemerleri ve söveleri de geleneksel sarımsak taşıdır. 1927–28 yılları arasında minaresiz olarak camiye çevrilen kilise içerindeki ikonların büyük bir kısmı yerlerinden sökülmüştür.

CUNDA ADASI

 

Yazları Ayvalık’tan Alibey Adası’na her saat motor seferleri de yapılmaktadır. Adanın yüksek kesimlerinden boğazların, adaların, iç içe girmiş koylarının güzellikleri seyre değer. Neoklasik hayranları sessizlik ve doğa ile birlikte olmak isteyenler için en uygun yerdir.Ada merkezinde sıralanmış balıkçı lokantalarında, meşhur Papalina, deniz mahsulleri, mezeleri ve zeytinyağlı ot yemekleri ile akşam yemeklerinin zevki hiç bir yerde bulunmaz.

Arkeolojİ MÜzesİ

 

 

SAATLİ KİLİSE CAMİSİ

 

19. yüzyılın ikinci yarısında yerli Rumlar tarafından kilise olarak yapılmış, 1928’den sonra camiye dönüştürülmüştür. Dikdörtgen planlı bir yapı olup, dört sütunlu, revaklı, akantus yapraklarıyla süslü bir kapıdan içeriye girilmektedir. Yapının planı haç düzeninde olup, orta bölüm küçük bir kubbe ile haçın kolları da tonozlarla örtülüdür. Kilisenin Çan kulesi sonraki yıllarda saat kulesine dönüştürülmüş ve bu yüzden de Saatli Cami ismini almıştır.